27 Ağustos 2016 Cumartesi

YAZ OKUMALARI

*Salome diye bir kadın. Kendinden çok büyük Nietzsche, sonra Freud.. Salome nasıl bir kadın ki hatta kendinden çok küçük Rilke ona aşık? Araştırmaya değer.
*Prag edebiyatın başkenti sayılabilir. Kafka ve Rilke'nin aynı dönemde yetiştiği şehir. Görülmeye değer.
*"Açlık" dram mı gerilim mi, soluksuz okutan kendini?
*Ah Muhsin Ünlü'den sadece iki cümle kaldı. Zaten herkesin bildiği de bu iki cümle.
*Turan Oflazoğlu çok üretken bir çevirmenmiş. Çevirileri de oldukça başarılı. Okunmalı.
*Bir dönem yazarlarının "akıl" yerine "us" kullanmadaki ısrarı ilginç. "Aklım almıyor." diyecek, "Usum almıyor." diyor, bütün dikkatim dağılıyor. Kafka ile Milena'nın hatırı olmasa okumayı bıraktırır insana.
*Ahmet Yüksel Özemre'nin hatıralarını sıradışı yapan sadece konuşan kargalar, ecinniler, ona uçağa binmemesini söyleyen gizemli kişiler değil; aynı zamanda bu hatıraların sahibi Prof.Dr. Ahmet Yüksel Özemre'nin Türkiye Atom Enerjisi Kurumu eski başkanlarından, ayrıca Türkiye'nin ilk atom mühendisi olması. "Gel de Çık İşin İçinden."
*Puslu Kıtalar Atlası'nı bu kadar çok seveceğimi düşünmemiştim. Bir simidi yediğinizde ortasındaki boşluk nereye gidiyor?
*Milena'nın toplama kampına götürülüşü ve orada ölümü Kafka'nın mektuplarından ötürü mü? Ki bence Kafka'nın ölümü de Milena'dan ötürü.
*"Yeraltından Notlar" yazan bir adam var. İnsanı hayattan soğutur.
*"Tanrıdan Çok Uzakta", Amerika'nın Yüzyıllık Yalnızlık'ı. Onun kadar bilinmeyişi talihsizlik bence.
*"Ceza Sömürgesi". Hep bir boşluktaymışsın hissi. Hayatın sinir bozucu anlamsızlığı. Havada asılı kalmak gibi birşey. Bütün "Kafka" yapıtlarında aynı his. Herkesin hayatının belki bir yanına, bir dönemine ayna tutuyor aslında. "Aynı ben!" diye düşünen çoktur, Dönüşüm'ü okurken.
*"Godot'yu Beklerken" :
-Kendimizi assak diyorum.
-Neyle?
-Hiç ipin yok mu?
-Yok.
-O zaman asamayız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder