19 Şubat 2017 Pazar

SEVAP

Karşınızdakini dinliyor musunuz, yoksa konuşmak için sıra mı bekliyorsunuz?

Çok uzun zaman aradım, kiminle konuşsam sıra bekliyordu, dinleyeni bulamadım.
Bulsaydım gerçek bir dost bulmuş sayacaktım kendimi, ama bulamadım.
Sonra kendime bir iyilik yapmaya karar verdim. Az konuşup çok dinliyorum.

Çoğu zaman insanlara yapabileceğiniz en büyük iyilik sadece dinlemek.
İnsanlar sizin tecrübelerinizle, yaşadıklarınızla zannettiğiniz kadar ilgilenmiyorlar.

Darbeler çağında yaşıyoruz. Darbe üstüne darbe yiyoruz hayattan. İnsanlar yaralı, anlatmak istiyorlar.
Konuşanı dinleyin, sadece dinleyin, ama gerçekten dinleyin. Sevaptır.

2 Aralık 2016 Cuma

KORE

"Anne babalar dünyanın en zayıf insanlarıdır."
"Başını eğmek ve diz çökmek alışkanlık yapar."
"Adalet ve gerçek, art niyet olmadıkça kullanılması gerekli olmayan kelimelerdir."
"Hayat tevazu üzerine uzun bir derstir."
"Mağduriyetini kendini geliştirmek için bir fırsata dönüştürebilirsin."

İzlediğim birkaç Kore dizisinden not ettiğim birkaç cümle.
İnsanî olanın evrensel bir dili var. Nerede bulursanız alın.

4 Kasım 2016 Cuma

OKAN'IN MACERALARI

 Okan'ın kabızlığı düzelince yaptığı dua:
-Allah'ım, bütün poposu acıyanları iyileştir, amin.

1 Kasım 2016 Salı

PARA

Parayı sevmiyorum. Para bence ayıp birşey. Her zaman ihtiyacım kadar param oldu. Çok param olsaydı utanırdım herhalde. Para kazanmak iyi birşey, ama parası olmak kötü birşey. Hele şu günlerde bütün dünyanın mazlumları bir yana, ülkemizde mağdur edilen cemaat gönüllülerine sahip çıkmaya yarar mesela. Başka ne işe yarar ki para?

16 Ekim 2016 Pazar

HAVADİS

Ömrümün çok çiçekli senfonisi susalı ondört yıl oldu.
Fikrimin aşılı gülü solalı kırkbir  mevsim oldu.
Eyyam-ı gül biteli kırkaltı ay oldu.
Yaprağın kaderi rüzgarın önüne düşeli pek az oldu.
En son seni bir görmüşü göreli yüzyıllar oldu.
Böyle..

1 Ekim 2016 Cumartesi

13 Eylül 2016 Salı

OKAN'IN MACERALARI

Okan 3 yaşında. Kendi bestelediği ve kendi kendine mırıldandığı şarkısı şöyle:
-"Allah'ım bana herşeyi verdiğin için teşekkür ederim."

28 Ağustos 2016 Pazar

AŞK

Aşk arapça sarmaşık anlamına gelen ışk kelimesinden gelir.
Saran demektir.
Ağacı sarıp sarmalayıp sonunda kurutan sarmaşık.
Neden aşkı sarmaşıkla tarif etmişler?
Aşk sarar, sahiplenir, dünyadan koparır.
Aşk arapçada böyledir. Başka dillerde nasıldır?
Araştıramadım. Ama korece sarang aşk demek.
Kore dilinin türk dilleriyle akrabalığı vardır.
Sarang sarmaktan mı gelir?
Aşk, sarmaşık, sarang, tesadüf mü?

27 Ağustos 2016 Cumartesi

YAZ OKUMALARI

*Salome diye bir kadın. Kendinden çok büyük Nietzsche, sonra Freud.. Salome nasıl bir kadın ki hatta kendinden çok küçük Rilke ona aşık? Araştırmaya değer.
*Prag edebiyatın başkenti sayılabilir. Kafka ve Rilke'nin aynı dönemde yetiştiği şehir. Görülmeye değer.
*"Açlık" dram mı gerilim mi, soluksuz okutan kendini?
*Ah Muhsin Ünlü'den sadece iki cümle kaldı. Zaten herkesin bildiği de bu iki cümle.
*Turan Oflazoğlu çok üretken bir çevirmenmiş. Çevirileri de oldukça başarılı. Okunmalı.
*Bir dönem yazarlarının "akıl" yerine "us" kullanmadaki ısrarı ilginç. "Aklım almıyor." diyecek, "Usum almıyor." diyor, bütün dikkatim dağılıyor. Kafka ile Milena'nın hatırı olmasa okumayı bıraktırır insana.
*Ahmet Yüksel Özemre'nin hatıralarını sıradışı yapan sadece konuşan kargalar, ecinniler, ona uçağa binmemesini söyleyen gizemli kişiler değil; aynı zamanda bu hatıraların sahibi Prof.Dr. Ahmet Yüksel Özemre'nin Türkiye Atom Enerjisi Kurumu eski başkanlarından, ayrıca Türkiye'nin ilk atom mühendisi olması. "Gel de Çık İşin İçinden."
*Puslu Kıtalar Atlası'nı bu kadar çok seveceğimi düşünmemiştim. Bir simidi yediğinizde ortasındaki boşluk nereye gidiyor?
*Milena'nın toplama kampına götürülüşü ve orada ölümü Kafka'nın mektuplarından ötürü mü? Ki bence Kafka'nın ölümü de Milena'dan ötürü.
*"Yeraltından Notlar" yazan bir adam var. İnsanı hayattan soğutur.
*"Tanrıdan Çok Uzakta", Amerika'nın Yüzyıllık Yalnızlık'ı. Onun kadar bilinmeyişi talihsizlik bence.
*"Ceza Sömürgesi". Hep bir boşluktaymışsın hissi. Hayatın sinir bozucu anlamsızlığı. Havada asılı kalmak gibi birşey. Bütün "Kafka" yapıtlarında aynı his. Herkesin hayatının belki bir yanına, bir dönemine ayna tutuyor aslında. "Aynı ben!" diye düşünen çoktur, Dönüşüm'ü okurken.
*"Godot'yu Beklerken" :
-Kendimizi assak diyorum.
-Neyle?
-Hiç ipin yok mu?
-Yok.
-O zaman asamayız.

23 Ağustos 2016 Salı

UTKU

Gına zenginlik, bolluk demek.
"Vallahül ganiyyü ve entümül fukara.
Allah zengindir, siz ise fakirsiniz."
Muhammed/48.

Gına aynı zamanda bıkkınlık demek.
Yani zenginlikten de bıkar insan.
Ulaşılabilir olan herşey bıktırır.

Dünyanın öyle kanunları vardır ki,
mutlu eder ama mutlu kalmanıza izin vermez.

"An olur sevinirim kıymık kadar utkuya.
Bakarım arkasından bir büyük bozgun gelir."
(Abdurrahim Karakoç)

"Dünyevî bir lezzette çok elemler var.
Bir üzüm tanesi yedirir, on tokat vurur."
(Bediüzzaman Said Nursi)

"Hakiki saadet imandadır."
(Bediüzzaman Said Nursi)

25 Temmuz 2016 Pazartesi

OKAN'DAN İNCİLER

*Sebep değilim, yaramazım.

*Denize giremem, balıklar beni yer.

*Vazgeçmeyi sevmiyorum.

*Anne ben dünyayı okuyacağım.

*Allahım bana çilekli yoğurt ver. Amin.

24 Temmuz 2016 Pazar

ÇETELE

Yaşıyorum yaşıyorum da, çetelesini tutamıyorum.
Yaşadıklarımın adını koyabilmek için özlü sözlere ihtiyaç duyuyorum.
Bu noktada edebiyatçılar, düşünürler devreye giriyor.
Şairler, amme hizmetlileridir, kafası karışıkların.
Şairin ameleden farkı;
Amele sizin keyfinizin kahyası değildir.

14 Temmuz 2016 Perşembe

ARTİST

Gideceksen yık da git.
Yapacaksan en kötüsünü yap.
Unutul, en dipte.
Başka türlüsü de biraz artistlik çünkü.

Hatalar insan için.
Kusursuzluk sahici gelmiyor.

7 Temmuz 2016 Perşembe

MEDİKAL DETOKS

Annemin uzun zamandır kolu ağrıyordu. Birisi yememiş içmemiş telefon etti:
-" Bizim filanca vardı. Onun da kolu ağrıyordu. Meğer kötü hastalıkmış. Üç ay demiş doktorlar."
Annem telefona sarıldı, doktorlar, hastane randevuları falan. Sonunda kontrole gitti. Döndüğünde yüzü asıktı.
-"Bir şeyin yok." demiş doktor.
Annem tabii ki bu sonuçtan memnun kalmadı. Başka bir doktora gitti. Doktor:
-" Guatr ağrı ve halsizlik yapabilir." demiş. Annem iki gün yattı, "Çok halsizim, heralde bende guatr var." diyordu. Sonra nedense guatr iddiasından vazgeçti.
Sıcaklar aniden bastırınca evde klima açıldı. İki gün sonra annem iftara yakın:
-" Göğsümde bir yanma var, galiba kalp krizi geçiriyorum. Şuraya uzanayım, kalkmazsam ambulans çağırın." diyerek oturdu. Yatmadı, çünkü kalp krizi esnasında yatmamak gerektiğini söylemiş birisi.
Ertesi gün yine yanma ve ağrı olunca iftardan sonra nöbetçi eczaneden ilaç almaya gittik. Annem eczacıya ağrılarını anlatıp kalp krizi olup olmadığını sorunca eczacı soğuk su yahut klima çarpması olduğunu söyledi. Annem hayal kırıklığına uğramış gibiydi.
Hastalık hastalarını her hastalığa inandırabilirsiniz ama onlara hastalık hastası olduklarını ve bu hastalığın onları nasıl etkilediğini anlatamazsınız.
Türkiye'de ilaç kullanımı rekor düzeyde. Son zamanların modası dijital detoks. Benim teklifim medikal detoks. Aspirin dahil her ilacın yan etkileri olduğunu hatırlatarak "Gereksiz ilaç kullanmaya son!" diyoruz.

5 Temmuz 2016 Salı

3 Temmuz 2016 Pazar

GIYBET

Bana ne, sana ne, kime ne?
Biraz kaba olsa da insan bazen bunları sormak zorunda kalıyor.
Gıybet etmemek, ettirmemek, dinlememek, ortak olmamak için.
Bu söylediğim bile bir nevî gıybet aslında.

2 Temmuz 2016 Cumartesi

KEHANET

Kundera'nın kehanetini yaşıyoruz.
Şöyle demişti 1978'de Milan Kundera:
"Yakın gelecekte bir gün bütün insanlar birer yazar olarak uyandıklarında,
evrensel anlaşmazlık ve sağırlığın günü gelmiş olacaktır".
Herkese yazacak bir mecra var, ne garip!
Hepimizin yazacak ne çok şeyi varmış, ne garip!
Herkes yazıyor, ve fakat dinleyen, okuyan, anlayan bulmak zor, ne garip!
Dinleyen, okuyan, anlayan olmak da istemiyoruz üstelik, garip.
Neden sosyal medyadasınız? Sesinizi duyurmak için.
Neden buradayım? Birşey anlatmak istiyorum.
Sesimi duyan var mı?

2 Haziran 2016 Perşembe

DÜŞÜN!

Belki de dünyaya sırf o anda orada sözünü söylemen için gönderildin.
Ve o anda orada ağzını açmadıysan
ondan sonra söylediklerinin bir hükmü yoktur artık belki de.
Bir de böyle düşün.

Belki de bu yüzden ilgilenmiyorum söyleyeceklerinle.
Bir de böyle düşüneyim.

28 Mayıs 2016 Cumartesi

UNUTULMUŞ ŞEYLER

Kumun üstüne bırakılmış
Bir su parçası
Denizin bir unutkanlığıdır.

Uzak dağlarda
Kaybolmuş bir bulut
Rüzgarın bir unutkanlığıdır.

Toprağa düşmüş
Gümüşlü bir kanat
Geçen kuşun bir unutkanlığıdır.

Hülyaya dalmak ve ağlamak
İhtiyacı
Gençlik günlerinin bir unutkanlığıdır.

                                                     Başo
(Bir Japon şiiri)

18 Mayıs 2016 Çarşamba

PATATES

Kişiliğinizle ilgili sorunlarınız varsa, içinizden atmak istediğiniz kötü duygularınız varsa patates yetiştirmeyi deneyin. Tavsiye eden kişi çok işe yaradığını söylüyor.

Patates filizi zehirdir, oyulmalıdır. Ama zehir de olsa büyütmeyi denerseniz filiz büyüdükçe patates zehirinden arınacak, yeterince sabrederseniz çiçek bile açacaktır.

Bu süreçte patatesle birlikte siz de içinizdeki zehirli duygulardan arınacaksınız, nihayetinde içinizde çiçekler açacak.

Derdini anlatamayan sepet örsün. Anlaşılmadığını düşünen kilim dokusun. İçine attıklarını taşıyamayan şiir yazsın. İçinden atmak istediği duyguları olan patates yetiştirsin. Herşeyi doktorlardan beklemeyin.

Patates deyip geçmeyin, alın bir saksı, içine patates dikin ve büyümesini izleyin. Faydasını görmezseniz de yapın bir tabak patates kızartması, afiyetle yeyin.